15 Mart 2011 Salı

iş kocası-ev kocası

İş hayatına atılmadan önce sıralamada kariyerden sonra gelen evlilik hayallerim iş yaşantımda gördüğüm ve anlam veremediğim yaşantı biçimleriyle askıya alınmış hatta naftalinlenip sandığa kaldırılmış boyuta geldi.

2 senedir çalıştığım çok sevgili şirketimde birkaç çift gözlem altına alınmış ve sonuçta bu yazı ortaya çıkmıştır..

Evde her şeyden habersiz, mutlu bir evliliği olduğunu düşündüğü ev kocasını mı seçilmeliydi, yoksa iş yerinde sadece haftada 40 saatle sınırlı olarak görevini yapan iş kocasını mı?

Kimdir bu iş kocaları…

Haftada yasal olarak 40 saati aşmayan ilişkilerin kahramanlarındandır bu iş kocaları.. bu ilişkilerde over time’a yer yoktur.mesai biter,ilişki biter. Akşam arama-mesaj aktiviteleri yoktur. Kıskançlık sadece diğer ofis çalışanlarına karşı yapılabilir.halbuki bilmezler ki tehlike teşkil edenler ofisteki karşı cins değil,evde bekleyen parmağında yüzük olan karşı cinstir.

Ofise kahvaltı yapmadan gelinir… evde bırakılmış kocalara apar topar bir kahvaltı hazırlanır hazırlanmaz, sevgiyle yapılmış sandviçler iş kocaları için özenle sarılır ve ofise getirilir... şirket yemekhaneleri onlar için yemek odaları gibidir. Göz göze yenilen yemekler, kaçamak bakışlar ‘biz arkadaşız, iyi anlaşıyoruz’ örtüsünün altına saklanmaya çalışılır. Ama buna inanan sadece kendilerini ve diğer iş karı-koca çiftleridir.

Her dakika değerlendirmeye çalışılır... iş çıkışı servise gitmek için iş kocaları beklenir,aynı departmanda çalışmıyorsanız yol uzasa dahi mutlaka iş kocalarının departmanlarından geçilir gidilir,sigara ve çay molaları tesadüftür ki aynı anda verilir,şirketçe yapılacak aktivitelere hep beraber katılınır ve gene tesadüftür koltuklar hep yan yanadır.

İş çiftlerinin iki kişiden oluştuğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Mutlaka 3. Kişi şart. paravan görevinde. onunla konuşulmaz, onunla bir şey paylaşılmaz ama o hep yanlarındadır. Yoksa alimallah laf olur söz olur.. gerçi iki tarafta evli barklı ama temkinli davranmak lazım.. ‘biz bir grubuz’ atmosferi hiç bozulmamalı,o atmosfer bizi hep korumalı..

Ev kocaları..ev kocaları..

Mesai biter,eve dönülür.. ev kocasıyla karşı karşıya kalınır. Başka bir hayat başka bir mekan. Bu sefer evlerindeki yemek odalarında yenir yemek,ev kocasına yapılır cilve, naz… belki de yapılmaz.. çünkü bir kalp nasıl kaldırır 2 kocayı.. ağır gelmez mi,kafa allak bullak olmaz mı… 24 saatin 10 saatini iş kocasıyla,8 saatini uykuyla,2 saati ulaşımla geçirdiğini varsayarsak,4 saat yeterli ve verimli bir zaman dilimi midir ev kocası için. Ya da 10 saatin yanında 4 saat nedir ki? 10 saatte yaşanan heyecan,merak, adrenalin, 4 saat dibinde olan ev kocasıyla yaşanabilir mi?

Başarılı ve zekice oynamak gerekir bu oyunu..iki hayat iki kişilik.. iş hayatında iş kocasına yetmek,ev hayatında ev kocasına yetmek..

evdeki kocalar ya hiç bir şey sezinlemezler yada zaten onlarında iş karıları olduğundan gözlerine bir şey batmaz…ama acıdır,üzücüdür..onlar üzülmese de kendi hallerine ben üzülüyorum valla onları haline…

şimdi sorarım sizlere.. Bu mudur aldatmak.. yoksa sadece yaşam tarzı mı?



14 Mart 2011 Pazartesi

kısa kısa bikaç gün..çok önemli değil okumayın..öylesine zırvaladım :S

Tarih 8 mart 2011. Gayet anlamlı bir gün zaten..  Kızçe olduğumu hatırlatan ağrılı aktivitenin bugün gerçekleşmesine ne gerek vardı bir deL
Hani normalde öyle çok ta giymediğin bir kıyafetin vardır,seyahate çıkcağın zaman “uf nasıl olsa giymem” diye yanına almasın..sora yola çıkarsın,zamanı gelir valizini açarsın.. o kıyafeti giyesin tutar ama yanında yoktur  ya işte bloggercığım sen kapalıykende ben bu duygular içindeyim..biliyosun öyle her gün seni rahatsız eden biri değilim.. ama şimdi sen kapalıyken ilham perim sürekli sağ omzumda oturuyor.
Tarih 9 mart 2011.İş yerimden hala kurtulamadım.. başvurularımdan hiçbiri geri dönüş yapmıyor. Ve ben hali hazırda olan işimden gün geçtikçe soğuyorum. Gerçi 2 senedir ne kadar ısındın diye sorsan sanırım hiç ısınamadım ama ben gerçekten çok kurtulmak istiyorum buradan..
Geçen haftalarda ağzıma 1 parmak bal mahiyetinde teklif ettikleri pozisyon için alt dönemimden eski erkek arkadaşıma her fırsatta musallat olan kızçenin kankası alınınca değmeyin keyfime.. bu durumların hepsine, oturup saçlarımı çeke çeke ağlamaktansa , daha çok hırslanmam için, yemeklerden sonra alınan hırs hapı olarak isim verdim.. bu hapların dozunu bu haftalarda biraz daha arttırdım..umarım bünyemde bağışıklık kazanıp etkisini yitirmeye başlamaz.. zira kendimi, kişiliğini kaybetmiş, bulmaya çalışan amaçsız insanlar içinde bulmaktan korkarım..
Tarih 10 mart 2011.Çeviri yapmaya başladım..boş oturma vaktimin giderek daha da arttığını düşünüyorum.. maliyetsiz en güzel gelişim aktivitesi bu heralde.. param olsaydı İspanyolca derse başlıycaktım.. ama ona harcayacak param yok şu aralar.. bu ayki boşa atılacak paramı güzellik seansına yatırdım.. kavitasyona başlıyorum.. fazlalıklarımdan biraz da olsa kurtulmak istiyorum..nekadar işe yarar bilmiyorum ama kesin kararlıyım.. boğazımıda tutucam artık ye ye nereye kadar.. valla zaten burcuma göre rejime bugün başlamam daha istikrarlı bir sonuç doğuruyor.genelde bende pazartesi başlayanlardanım ama bakalım..bide bugün başlayım nasıl bir sonuç olucak.. :S

1 Mart 2011 Salı

başucu kitabım..

uzun zamandır tamda bu anı bekliyodum.. boş ofisimde işsiz güçsüz oturmayı..yapılacak hiç bişey yok.. bi kaç telefon çalarsa ses oluyor işte.. geçen farkettim ki,konu benimle ilgili olmadığı halde beni kazara arayan saygıdeğer iş arkadaşlarım tam "ya aslında sen mi ilgileniyorsun tam bilmiyoruz" dediği anda o işi kendime görev edinir olmuşum.. düşünün artık o kadar boş oturuyorum ki başkalarının işlerine musallat olur oldum.. ki bu durumu yapan insanlardan hiç hoşlanmam.. gerçi benimki onlardan bi kaç yönden farklı ama gene sonuç aynı.. boş boş oturuyorum tam ortapedik ofis koltuğumda.. hımm hoşş oldu.. zorlasam şiir bile yazılır bundan..
bu aralar kendimi kötü hissediyorum aslında..
çok sevdiğim bir arkadaşımdan düşmana söylenmez bir laf yedim.. üstelik her babayiğidin yapmayacağı iyiliği yaptıktan sonra.. canı sağolsun.. gene dolaba kaldırıp koyduğum ve artık sıklıkla giymemeye kendi kendime söz verdiğim kanatlarımı taktım ve sonucu şu şekilde bağladım.. iyilikten maraz doğar.. ağzına sıçsan değere binersin..ama ben naptım iyilik yaptım.. soraaaa denize attım..
çok sevdiğim bir diğer arkadaşım kendine blog sayfası açtı.. kendisinden iyi bir performans bekliyorum.. gerçi hadi benim takipçim ol hadi benim takipçim ol diye bana ısrar etsede kızçe kimliğimle üzgünüm ki kendisini izleyeyemiyeceğim.. zaten kaçınılmaz ki her yazdığını "yeni yazı yazdım hadi oku hadi oku" diye bana okutup yorum bekliyeceği için yazılarını takip etmekte çokta zorlanacağımı sanmıyorum..
20 gün sonra sevgilimle 1. senemiz biticek. hediye olarak kapadokyada harika bir haftasonu planladım..çok heyecanlıyım...:) ama daha ona söylemedim..hatta nasıl söyleyeceğim onu dahi bilmiyorum.. varsa aklınızda bişi yol gösterin bana( gerçi 1000 izleyicim var o kadar kızancığımın geri dönüşlerini nasıl okurum bilmem ama:) )..  bikaç şey var aklımda ama bakalım olucak mı.. olursa detaylar 20 gün sonra..
bugün sevgilimle 1 yılda yaptığım en anlamsız konuşmayı yaptım.. yani yapamadım.. resmen bugün tel de konuşcak hiç bişey bulamadık. bende oda.. ki biz öle hiç bi zaman boş konuşan bi çift olmadık.. daima hiç susmadan ve bıkmadan konuşmayıipaylaşmayı başarabildik. dinlemesini ve fikir vermesini becerebilen bir çift olarak övünmeyi eksik etmem:) bunun önemini benden iyi bilen yoktur heralde.. nihayetinde bir önceki sewgilimle yaklaşık 5 koca yıl malesefki konuşmalarımız yada pardon paylaşımlarımız 10 dk dan öteye geçememişken ve bunu maalesefki yaşarken değil, bittikten sonra anlayan biri olarak sevgiliyle paylaşıma koca bir önem veririm ben.
şimdi efendim gelelim başlık konumuza.. size önereceğim kitap için ne çok sürükleyici diyebileceğim,nede süper bi konusu var diyebileceğim.. çünkü bu kitap tamamiyle  14000 maddeden oluşuyor. tek tek kısa kısa yazılmış 14000 madde. kitabın ismine gelecek olursak "Mutlu Olmak İçin 14000 Sebep". Size tavsiyem oturup bu kitabı baştan sona okuyup bitirmeniz değil.. zaten o yüzden başucu kitabı dedim..şahsen benim masamda yanıbaşımda duruyo 1 haftadır. arasıra rastgele açıyorum bi sayfa 3-5 tane neden okuyup kapatıyorum. 14000 maddede sizi mutlu eden maddelerle örtüşmeyecektir tabi.. ama inannın bazı maddeleri okuyunca "aa evet ya benide mutlu eder bu durum"  demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz..mesela şimdi sizin için bi sayfa açıp bi madde yazıcam buraya....
"kırılgan yaprakların arasında yürümek"... mesela beni mutlu eder.. hopp bi anda gidiverdim ankaraya.. en çok sonbaharını severim ankaranın.. bahçelievlerde okuldan çıkıp dersaneye giderken ara sokaklarda özellikle basardım kurumuş yaprakların üstüne..sırf o sesi duymak için.. bakın 2 dk da ankaraya gittim geldim ben..sonuç olarak tavsiye ettiğim bu kitabı mutlaka alıp yakın biyerlerde tutun derim.. canınız sıkıldığında hayallere dalmak için güzel bi kitap..
mesela beni arayan arkadaşlarıma pat diye 2-3 madde okuyorum.. geyik yapıcağımıza maddelerle ilgili konuşmak inanın daha eğlenceli.. hatta biraz önce bi arkadaşım aradı..telefonu açar açmaz" 137.sayfa 3.madde" dedi.. yani anlayacağınız değişik aktivitelerde yaratmak mümkün kitap için... yazar kızancık 6.sınıftan beri not ala ala tamamlamış bu kitabı.. bu nedenle maddeler içinde küçük bir çocuğun mutlu olabileceği  şeyleride bulmak mümkün..
sözlerime burada son verirken.. sizler için son bir madde yazıyorum..
"Biletsiz Seyahat" :) aa bak buda beni mutlu eder.. ya sizi?